Ozon terapisinin hastalıkların tedavisinde kullanılan rutin yöntemlere yardımcı olmak amacıyla geliştirilmiş, destekleyici bir alternatif tedavi yöntemi olduğunu söyleyen Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Belgin Küçükgünay, “ Ozon tedavisi, bağışıklık sistemini güçlendirerek, hastalıkların önlenmesini sağlayarak, tedavi sürecine olumlu yönde katkıda bulunur” dedi.
Oksijenin kararsız bir formu olan ozon kullanılarak uygulanan ozon terapisi, uygun ekipmanlarla ve dozlarla vücuda verilir” diyen Dr. Küçükgünay sözlerine şu şekilde devam etti: “Normal şartlar altında havada yüzde 21 oranında bulunan oksijen, ozon tedavisinde yüksek basınçla yüzde 100’e çıkarılır. Böylece plazmada daha fazla oksijen çözünerek dokulara ulaşır, hücre yenilenmesi sağlanır. Bu tedavi, yalnızca hastalıklarda değil, sağlıklı bireylerde de enerji ve zindelik artışı için uygulanmaktadır” diye konuştu.
Ozon Tedavisinin Uygulama Şekilleri
Ozon tedavisinin kökeninin Almanya ve ABD’ye dayandığından bahseden Dr. Küçükgünay, “1935 yılında ilk tıbbi bildiri yayınlanmış, 1960’ların sonunda ise kliniklerde rutin olarak uygulanmaya başlanmıştır. Günümüzde, alternatif tıpta birçok hastalıkta yaygın olarak kullanılmaktadır.Tedavi sırasında kan, damar yoluyla alınarak kapalı devre bir sistemle ozonlanır ve kişiye tekrar verilir. Bu yöntem, “majör uygulama” olarak adlandırılır. Bunun yanı sıra, doğrudan hasarlı bölgeye uygun dozlarda ozon verilmesi de mümkündür. Bu ise “minör uygulama” olarak bilinir. Bunlara ek olarak, farklı ozon uygulama yöntemleri de mevcuttur. Ozon tedavisi özellikle enfeksiyon hastalıkları, bağışıklık sistemi rahatsızlıkları, damar hastalıkları, ortopedik problemler ve dejeneratif hastalıkların tedavisinde destekleyici olarak tercih edilmektedir” dedi.
Ozon Terapisi ile Vücutta Oluşan Değişimler
Ozon tedavisi ile vücutta oluşan değişimler hakkında Dr. Küçükgünay şu bilgileri verdi: “ Ozon terapisi eklem ve kas rahatsızlıklarını iyileştirir. Damarları yenileyerek tansiyon düzenlenmesine yardımcı olur. Bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyon hastalıklarına karşı direnci artırır. Beyin fonksiyonlarını ve hafızayı kuvvetlendirir. Depresyon ve stresi azaltarak sakinlik hissi oluşturur. Kaslarda biriken toksinleri gidererek esneklik ve rahatlama sağlar. Kan dolaşımını artırarak cilt yenilenmesine ve daha genç bir görünüm kazanılmasına destek olur. Kan ve lenf sistemini temizleyerek vücut detoksunu destekler. Hormon ve enzim sentezini dengeleyerek metabolizmayı düzenler” şeklinde konuştu.
Dr. Küçükgünay, ozon terapisinin sağlıklı bir yaşam sürmek ve vücudun doğal iyileşme mekanizmalarını desteklemek için güçlü bir alternatif olduğunun bir kez daha önemle altını çizdi.